Warning: session_start(): open(/opt/alt/php83/var/lib/php/session/sess_jp7jm9c549o2kln7un3svh2bgd, O_RDWR) failed: Disk quota exceeded (122) in /home/mk7r6t5u9rxi/public_html/sozleri.org/class/ses.php on line 23
Warning: session_start(): Failed to read session data: files (path: /opt/alt/php83/var/lib/php/session) in /home/mk7r6t5u9rxi/public_html/sozleri.org/class/ses.php on line 23 Ay İle İlgili Sözler
Dert eme, iyiyim ben. Ara sıra mahşer, ara sıra yaşam hırsı.
*
KAPAT
Lütfen bekleyin
Paylaş
Yusuf Hayaloğlu Sözleri
Ölmek değildir bu dünyanın en feci işi, güzel olan odur ki öldükten sonrada yaşar kişi.”
Ne verdin aşka ne verdin ki sen? lslanan bir mendilden başka. Bir anlık meşke, harcadın beni; biraz vicdan, olsaydı keşke.”
Sen beni yangınlarda, ateşte, harda ara. Kahkahalarda değil, dertte, kahırda ara… Yüreğin sıkışırsa yine bir yaz gecesi; şu mehtaplardan eğil, gel günahlarda ara…”
Rakı devrilmiş masalarda yokluğun veya benden önce kalkıp gitmişliğin gece boyu dolandığım barlarda sarhoşlara tekrarladığım adın balıkçı kahvesinde, çorbacıda, kenarlarda”
Veda gecesi ay serpilirken sulara, dalgalara sor beni, kumlarda ara… Kırık kadehler gibi döküldük ayrılığa; şarkılara sor beni ah kemanlarda.”
Birazdan kudurur deniz birazdan dalgaların sırtından, üst-üste fışkıran rüzgârlar, bir intikam gibi saldırınca üstüne; yüzüne şarkılar çarpar, yüzüne şiirler çarpar, ağlarsın. Sen artık buralarda duramazsın!”
Baba bugün üşüyorum karda kaldım üşüyorum anama deyin sıcak bir çorba koysun üstümü ört baba üşüyorum.”
Cevap veriyorum: eli böğründe analardan, mahpuslardan ve acılardan çokça bahsediyorum, çünkü başını kumda saklayanlardan tiksindir, başkaldırıyorum!”
Yere dökülen yaprak dala geri döner mi? Kırılan gül kanar mı; kül yanar mı?”
Ben sana bakınca donardım bulut gibi donardım da bir türlü yağmazdım sen bana bakınca bir ağlamak düğümlenir boğazında gurur yapar ve ağlamazdın.”
Yağmurda kırılan gül yağmuru affeder mi?”
Üstüne titremekmiş. Vefaymış! Aşk dediğin, zavallı bir kapıyı, duvara çarpıp çıkıncaya kadarmış.”
Dostlukmuş. Ölüme yürümekmiş.”
Pencereden baktığımda görüyorum senin yüzün incir yaprağında senin ürkekliğin duvar üstünde yürüyen bir kedinin kıvraklığında.”