Dalgalar, deniz kabukları kıyıya vursun diye vardır. Ve deniz kabukları toplanıp kolye olmak ya da akvaryumlara koyulmak için hayatımızdadır.
*
KAPAT
Lütfen bekleyin
Paylaş
Deniz Kabuğu Sözleri
Akdeniz’de ki bütün deniz kabuklarını bitirdim. Başka kıyılara, de haydi. Üzümle çok mitolojik bir hava yakaladım. Taşlar gelişigüzeldi Akdeniz’de. Nizami sıraya koymaya çalıştım. Çoktular. Olmadı. Bıraktım. Tüm kabuklarımı yatağıma dizip son ”
Lüzumlu lüzumsuz alışveriş yapan insanlar aslında sandıklarından çok daha bilgedir. Para verdikleri o ıvır zıvırlar, kendi düşlerinin küçültülmüş halleridir aslında. Bir şeye sahip olmanın zevkini tadan çocuklar gibidirler. Ceplerinde para olduğunu tahmin”
Neden birisi bereketli bir pirinç tarlasını bir avuç işe yaramaz deniz kabuğuyla değiştirmek ister? İnsanlar böyle şeyleri ancak kolektif hayal güçlerinin icatlarına inandıkları zaman yaparlar. Güven tüm para türlerinin ham maddesidir. ”
İçlerindeki kır çiçekleriyle iki cam fanus: gelincikler, başaklar, mavi kantaronlar ve yaban gülleri. Ve iki fanus arasında kulağınıza tuttuğunuzda denizin sesini duyduğunuz deniz kabuklarından bir tane. İçine denizin bütün iniltilerini sığdırmış olan o d”
Deniz kabuğu kendi içinde mi uğuldayıp duruyor yoksa sadece onu kulağıma tuttuğum zaman mı? Çok kere deniz kabuğunu artık işitemeyeceğim bir uzaklıkta tutar sonra aniden kulağıma dayayarak onu gafil avlamak isterdim: Ama muamma, muamma olmakta devam eder ”
Aphrodite’in doğuşu, mitolojide köpüklü dalgaların içinden çıkmasıyla tasvir edilir. Bu nedenle heykellerde, resimlerde Tanrıça Aphrodite, kaplumbağa ya da deniz hayvanlarından birisinin kabuğu üzerine basmış bir şekilde anlatılır ve doğuşuna gönder”
Dünyaya nasıl göründüğümü bilmiyorum. Ancak bana sorarsanız sahilde oynayan ve engin gerçeklik okyanusu önünde keşfedilmemiş uzanırken, ara sıra alışılmıştan daha pürüzsüz bir çakıl taşı ya da daha güzel bir deniz kabuğu bulmakla sevinen bir çocuk oldum y”
Bundan başka bir şey değildi aşkımız; gider, dönerdi gene ve bize gözleri kapalı uzak, çok uzak mermerleşmiş bir gülümseme getirirdi yitik sabahın otunda garip bir deniz kabuğu ruhumuzun inatla açıklamaya çalıştığı.”
Bir deniz kabuğu veya bir çakıl taşı bazıları için çok küçük bir şey olabilir; ama o kabuk, o taş sizin kolleksiyonunuzun bir parçasıysa büyük bir şeydir. Belki de asıl büyük olan şey görülenler değil, küçük şeyleri görebilme, fark edebilme becerisidir. Ü”
Apar topar taşınmaya karar vermişsin, ellerinde deniz kabuğu ve beyaz bir örtü. Girdiğin kapıdan çıkmak geldiğin gibi bırakmayı gerektirir. Oysa sen hem bir şeyler götürmüşsün hem de bir enkaz bırakmışsın geride.”
Hayata karşı mahcubiyetin hiç bitmeyecek mi? Bir kere de içinden geldiği gibi söyle kalbindekileri, gölgen bile incitiyor seni. Bir deniz kabuğu gibi ellerinde tuttuğun kalbini bir dinle bak, kimin sesi uğuldayacak kulaklarında.”
Umut bu. Bir tekne. Koca okyanusta devrilmeden yol alan bir tekne. Sonsuzluğun dalgalarıyla savaşan bir deniz kabuğu. Hepsi bu, köhne bir tekne.”
Taşınırken odanda bir kutu bırakmışsın. Koca bir deniz ve birkaç deniz kabuğu. Deniz nasıl bir kutuya sığar deme, geride bırakılmak istenen her şey bir kutuya sığdırılabilirmiş.”
Bir midye kabuğu gibi kumsalda bir başına kalmıştı, içinden yaşamın çıkıp gittiği bu kabuğu artık kuru tuz tanecikleri dolduracaktı.”