Olmadı. Söylemedi Lale. Ne o gün, ne de ondan sonraki günlerde “ben de seni seviyorum,” demedi. Mehmet Ali üzüldü, daraldı, zaman zaman içine kapandı ama sevmekten hiç vazgeçmedi.”
Lale ile acı gerçekler mutlu düşlere, paslı demirler parlak gümüşlere, yavuz bakışlar tatlı gülüşlere döner birden; lale ile uğruna can verilecek bir sevgili yaşar içimde. Lale, bağıma taç ve ben ona muhtaç.”
Size karanfilin sadakatini, sümbülün bağlılığını, menekşenin tevazusunu, lalenin gururunu, leylağın saadetini versek, bize de dua eder misiniz?”
Biz güle, güllere, kattığı anlamlara vurulduk yıllarca, hem edebiyatımızda hem gönül hanemizde. Bilemedik lalenin sırla dolu dünyasını.”
Ecel gelip çattıgı için yüzün safran gibi sararıp soldu ise üzülme, ötelerde erguvan renkli lâlelikte oturmaya başlarsın. Mevlana”
Sevgilinin, yüzlerce ilkbaharın gül bahçelerine benzeyen yüzünü görmezsem, lâle gibi gönlüme ateş düşer yanar, kararırım. Mevlana”
Lale ilahi güzellik uyum ahenkte. Lale öyledir bakan aşık olur, mest olur. Sevene mutluluk diler laleler.”
Gönlümüz lale bahçesidir. Türkler laleyi neden bu kadar çok sevdi, bize Allah’ı hatırlatanları severiz neticede!”
Geldi bahâr sen dahi şâd olmadın gönül, güllerle lâlelerle küşâd olmadın gönül. Şeyhülislâm Yahyâ”
Ya şevk içinde harab ol, ya aşk içinde gönül! Ya lale açmalıdır göğsümüzde yahud gül. Y. Kemal Beyatlı”