Şerefsiz ellerin şerefe kaldırdıkları şişeler, kadehler o cam kırıkları götürün, götürün bu aydınlıkları içimde güz başladı ilkbahar değil.”
Sana şiirler okuyacağım, gitme güneşler doğacak yalnızlığımdan, sana bir ışık getireceğim büyük aydınlığımdan.”
Bu nasıl sevgi böyle? Bu nasıl tutku? Bu nasıl özlem? Ne zaman gözlerini görsem bir çoğalıyorum, bir eksiliyorum.”
Bütün yollar aşktan geçiyor, görüyor musun? Bir aşk çizgisi var her şeyden öte, o çizgiden başka bütün çizgiler aşkı tüketmede.”
Kadrini, kıymetini bilmediğim hayali ile bahtiyar olmadığım otuz yıl arayıp bulmadığım geleceklerden af diliyorum.”
Ve bu dünyaya aşk dolu şiirlerim kalsın seninle her yerde güzel, her zaman yeni istemem, sensiz hatırlamasınlar beni.”
Yalnız sen varsın beyaz gülüm, evde bahçede ve sokakta, bir eylül akşamı gördüğüm, o beyaz hayalsin uzakta.”
Boşuna değil pazarları sevmeyişim. Durup durup içimin kararması, gözlerimin dolması apansız boşuna değil.”